filimadami bu filmle birlikte sitemize 1755 film eklemiştir.

Vozvrashcheniye

a.k.a. The Return

(2003)

Dönüş




1130


kere bakılmış bu filme.

Sadece üyelerimiz bu bölümde neler döndüğünü görebiliyor.
Merak etme sende görebilirsin.
Yapman gerekeni biliyorsun.
tıklat;)

Ana Tür : Dram  Alt Türler : Dram  
Yönetmenler : Andrei Zvyagintsev    
Senaristler : Vladimir Moiseyenko  Aleksandr Novototsky    
Yapım : Rusya    Süresi : 1sa.45dk.   Film Puanı: 81 (17 oy)
imdb puan: 8.1  imdb oy: 10,849

Konusu: 

Vanya ve Andrey babasız büyümüş iki kardeştir. Bu durum birbirlerine daha fazla düşkün olmalarına sebep olmuştur. Rusya'da, yaşadıkları mahallenin diğer çocuklarıyla pek iyi anlaşamazlar. Bir akşam eve döndüklerinde onları bir sürpriz beklemektedir. Yıllar sonra babaları dönmüş ve onları beraber çıkacakları bir tatile götürmek istemektedir. Sadece fotoğraflardan tanıdıkları babalarına kavuşma fikri, ilk önceleri çok heyecan ve coşku vericidir. Annelerinin de onayını alan iki kardeş babaları ile beraber tatile gider. Fakat içlerindeki baba özlemi tahmin ettikleri gibi dinmez. Babaları tarafından sürekli sorgulanmaları ve alışık olmadıkları baskılar yüzünden araları gitgide açılır.

 

Dönüş, 2004 Venedik Film Festivali dahil olmak üzere, katıldığı bir çok festivalde en iyi film ödüllerini topladı.

geri bildirim



//Oyuncular//




Yorumlar:

% 75% 0% 25

Yorum Ekle


  ruh dikizi   (2 ay önce)
-1

Üzerine onlarca methiye dizmek isteyip, bir türlü dillenemediğim filmlerin başında gelir Dönüş. Öncelikle Türkçe'ye "Geri Dönüş" olarak çevrilmesini arzuladığımı belirtmek isterim lakin "Dönüş" olmasını tercih etmişler. Yine de Türkçe'nin dönüşüm, dönüş.. gibi kelimelerle arasının hiç düzelmeyeceğine inananlardan değilim.

 

!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!

Bu film bir geri dönüş filmidir, bu kelimeyi beğenmeyenlere alternetif adı "Gidiş" olabilir. Sonuç olarak mantığım bu üç kelimeye de, bu filmde anlam çıkartabiliyorsa sorun yoktur. Baba iki oğluna giderken nasıl geri dönüleceğinin formülünü anlatmaktadır, yine de oğullar isterlerse geri dönmek yerine yalnızca dönmeyi tercih edebilirler. Bu yönüyle yine aynı iklimin adamı Tarkovsky nin Stalker'ini aklıma döndürür bu film. Bu da zaten filme ilk artısını kazandırır.


Babanın "düşüp ölme" si anında hissettiğim dumura benzer dumuru filmin sonunda "o kutu" nun içinde ne olduğunu zerre merak etmemem ile yaşadım. Sanki içinde ne olduğunu zaten biliyordum hissi dolanıyordu yalnızca kafamda. Tabii ki Pandora'nın Kutusu değil (isteyen öyle bile okuyabilir).

 

!--SPOILER--!!--SPOILER--!!--SPOILER--!

Hmm bir de yönetmenin ilk filmi olmasına hayran kaldım.

Son olarak Hayat Güzeldir'den yıllar sonra bir kez daha kendimi bir baba ile özdeşleştirmiş olmama şaştım kaldım. Bu yüzden belki de filmi yanlış görüyor olabilirim. Öyleyse vay halime :)


  zbzvadie glalonaei   (3 ay önce)
0

(çok özür dileyerek) bu konular hakkında tartışmalardan nefret ederim ama bdciritas arkadaşım benim kısa ve naif yorumumu sömürdüğü için bir şeyler ekleme gereği hissettim.

arkadaşım, bir meyve bahçesinde olduğumuzu düşünelim. elimizde bir sepet var, yanımızda da iki küçük çocuk. bu çocuklardan birine uzaklaşmasını söylüyoruz ve diğerine bu sepetin nasıl bir sepet olduğunu soruyoruz. çocuk "boş bir sepet" diyor. sonra çocuğu uzaklaştırıp diğer çocuğu çağırıyoruz ve ona da aynı soruyu soruyoruz. bu çocuk "derin bir sepet" diyor. içine kendi seçtiğim meyveleri doldurabilirim, işime çok yarayacak diye düşünüyor çünkü. boş sepet olduğunu düşünen çocuk ise hazır meyve bekliyor, sepetin içine bakıp boş diyor, meyve bahçesinde olduğunun farkında değil. mesel yerinde oldu mu bilimyorum ama bu tip filmleri sepete benzetirim ben. ve filmin değer kazanması da tamamen izleyicinin düşünce sistemiyle ilgilidir. bu filmlere değer verecek olan bir sinema kurulu, jüri vs olamaz. buna birey değer verecek kendi yaşantısına ve sahip olduğu kendi bilgi türüne göre. bu film uçsuz bucaksız bir fotoğraf karesi, upuzun bir ağıt, böyle filmleri ne kadar sık görebiliyoruz sormak isterim. filmi sorgulamadan filme kulp takmak nedir ki! en basiti naifliği sömürmek nedir, değeri nedir bunun? film belirsiz sonlanmış, o halde berbat! bana göre hayatın belirsizliğine nazaran filmdeki belirsizlik çok alçakgönüllü kalmış. filmin belli köşeleri yok demek filmin sınırları yok demektir, e bulunmaz bi nimet işte, değil mi? sınırları sen koy diyor sana yönetmen, harekete geçirmek istiyor seni. sanatın ilham vermekten daha fazla yapabileceği bir şey var mıdır? sen bakıp siyasi anlamlar çıkarırsın ben mistik anlamlar çıkarırım, dini anlamlar çıkarırım, o kadar çok boyutu o kadar az imgenin üzerine gizlemiş yönetmen, bu başarıyı alkışlamayıp sömürüyorsun. ece ayhan ağzıyla küfretmek mi lazım bu durumda bilemedim. veya andre gide ağzıyla söyleyeyim  "yatağını ben hazırlasam yatmaya halin olmazdı." hareket etmeyen cansızdır. insan da hereket etmek demektir, dala uzanıp koparacaksın meyveyi, zevki de o zaman çıkacak. ne demişsin. izleyen  önce küçük çocukla özdeşleştiriyor kendini, sonra yönetmen ters vuruyor. hayır. ben izlerken kendimi küçük çocukla değil büyük çocukla özdeşleştirdim ve bence küçük çocuğun despotizmi yanında babanın despotizmi latife gibi kalıyor. ayrıca şunu söyleyeyim filmin başlarında baba'nın ilk kez göründüğü sahnede (yatakta yatarken) "ben bu kareyi bir yerden hatırlıyorum" diye düşünmeyenler filmi izlemeyi orada bıraksınlar. hazırbulunuşluk diye bir terim var bazı bilim dallarında, hah o da buraya uyuyor işte, yerleştiriyorum. ikinci ayrıca; nuri bilge ceylan filmlerine benzetmedim, nuri bilge'nin yapmak isteyip yapamadığı dedim ki nbc'nin de hangi kaynaklardan beslendiğini çok iyi biliyoruz diye düşünüyorum. 


  bdcritias   (7 ay önce)
-2

Bu kadar çok ödül almasını yadırgadığım fakat 2003 yapımı olması ve Türkiye sinemasının çok daha kaliteli ürünler vermesi nedeniyle, bir daha gözümüze sokulamayacağını umduğum film.

Hastalıklı bir özdeşleştirmeci anlatım ve bunu destekleyen mistik bir görsellikle, eleştirmekten çok duygu pazarlamaya çalışmış Zvyagintsev.

 

--Spoiler--

Nereden geldiği kendisi gibi hep gizem olarak kalacak bir babanın, çocuklarıyla ilişkisine ışık tutan bir yolculukta gelişiyor film. Babanın ilk geldiği andan itibaren koyduğu despot otorite, zorunlu ekipte çatışma ve ayrışmalara yol açıyor. Babanın rahatsız edici dogmatik kuralları karşısında seyirci de küçük çocukla özdeşleşiyor iyice. Daha sonra basit kurgulanmış bir ölümle,  küçük çocuk gibi seyirci de suçluluk duymaya başlıyor. Hikayenin başından beri sorgulamayan, tamamen baba figürüne olan ihtiyacını gideren kardeşlerin büyüğü ise, bu ölümle babanın konumuna geçiyor. Filmdeki otorite değişimi, düşünsel olan güç üzerinden değil, babanın verdiği "izcilik eğitiminden" kalma teknik bilgilerle desteklenmiş ki, insani birikim yerine fiziksel üstünlüğe ve bilinmez bir hayat tecrübesine vâkıf baba da otoriteyi böyle sağlamıştı. Film, kısacası, eskiyle yeninin çatışmasında önyargıyı ve eskiden öğrenilecek çok şey olduğunu  (Rusya özelinde bu sosyalizmle kapitalist düzene denk düşer ki böyle bir sosyalizm "güzellemesi" sosyalizme ters düşer.)  yanıltıcı bir duygusallıkla anlatmış. Bu kadar kötü bir izlenimi bertarafa etmeyecek olsa da, çocukların oyunculuğu sinema ve çocuklar için umut verici.

--Spoiler--

 

Her uzun planı ya da "sade anlatımı" Nuri Bilge Ceylan'a benzetmek ise bazı film eleştirilerinin omurgasızlığını gizlemek için uydurulmuş bir iskelet herhalde.


  zbzvadie glalonaei   (11 ay önce)
0

Nuri Bilge Ceylan'ın yıllardır yapmak isteyip de yapamadığı tarzda bir film. Çok çekici bir tarafı var, izlemeye oturduğunuzda başka bir iş yapmanıza izin vermiyor. Çocuk oyuncuların filme kattıkları natürellik ve özlemlerde kalan uzak doğa manzaraları, izleyenin içine işliyor. Görüntü yönetmeni naifçe ders vermiş, mutlaka izlenmeli.








Yorum Ekle




Meraklı ol (?)
oluyor... loading



IMDB

Lafmacun
Ekşi Sözlük
Vikipedi

Fotoğraflar
Benzer filmler
A.K.A
Ödülleri